Rantisi: Kudüs Doğusu ve Batısıyla Filistin’in Ayrılmaz Parçasıdır 42

Rantisi: Kudüs Doğusu ve Batısıyla Filistin’in Ayrılmaz Parçasıdır

 

Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in resmi başkenti olarak tanıması ve Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınacağını beyân etmesi Kudüs meselesini yeniden dünyâ siyâsetinin ana başlığı hâline getirdi. Filistinli yazar Mahmoud Al-Rantisi* ile Kudüs ekseninde gündemdeki gelişmeleri konuştuk.

*

6 Aralık’ta Donald Trump, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması gerektiğini dile getirdi ve ABD elçiliğinin Kudüs’e taşınması tavsiyesinde bulundu. Bu adım ne anlama geliyor?

Aslında bu karar Clinton’ın Başkanlığı döneminde, 1995’te alındı. Fakat kararın uygulanması değişik sebeplerden dolayı askıda kaldı. Trump, seçim kampanyası sürecinde 1995’teki tasarıyı hayata geçireceği yönünde -eski başkanların yaptığı gibi- bir vaadde bulunmuştu. Kudüs meselesini gündeme getirerek özellikle şu aralar iç siyâsette yaşadığı ciddi sorunları ortadan kaldırmaya yöneldiğini düşünüyorum. Trump ve ailesinin Rusya ile olan netameli ilişkileri, görevden aldığı bâzı üst düzey görevlilerin yaptığı açıklamalar ve daha başka birçok husus Trump’ı çok zor durumda bıraktı. Trump destek arıyor. İçinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulursa aradığı desteği Trump’a sadece İsrail lobisinin verebileceği görülür.

İsrail’i desteklemek evvelden beri ABD’nin devlet politikası değil mi?

Evet, İsrail’i desteklemek zâten Amerikan devletinin temel politikası… Ama ülke siyâseti içerisindeki aktörlerin farklılaştıkları bâzı noktalar var. Mesela Obama İsrail’in yerleşim planına karşı çıkıyordu. İki devletli çözümü destekliyordu. Açık söylemek gerekirse Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak ilan edilmesi Amerika’nın da zarârınadır. Amerika’nın her geçen gün kirlenen imajı Trump’ın açıklamasıyla birlikte çok daha ileri bir boyuta taşınmıştır.

Filistin meselesinin bir geçmişi var. Bugünkü noktaya nasıl gelindi?

Yetmişlerde Mısır’la, 1990’lardan itibaren Ürdün Filistin Kurtuluş Örgütü’yle ve 1993’te de Oslo Anlaşması gibi birtakım adımlarla başlayan bir “Barış Süreci” var. Barış Süreci boyunca ABD kendisini “arabulucu” olarak konumlandırdı. ABD kendisini arabulucu olarak nitelendirse de başından beri İsrail’in çıkarlarını gözeten bir noktada durmuştur. Ancak Trump’ın beyânatı târihte benzeri olmayan bir netlikte İsrail’e destek mâhiyeti taşımaktadır. Buna karşılık Filistin yönetimi söz konusu Barış Süreci’nin bittiğini duyurmalıdır.

Bu desteğin uluslararası hukukta karşılığı nedir?

Bu karar uluslararası hukuk ve BM kararları açısında problem teşkil ediyor. Bu kararla birlikte ABD Doğu ve Batı Kudüs’ü İsrail’in egemenliği altında değerlendireceğini duyurmuş oldu. Normalde “iki devletli çözüm” Kudüs’ün batısının İsrail’in doğusunu ise (Mescidi Aksa’nın olduğu taraf) Filistin devletinin bir parçası olduğu kabulüne dayanır. Filistin devleti ve halkıyla İsrail’in işgali karşısında böyle bir ayrıma gitmeksizin doğusu ve batısıya birlikte Kudüs’ü Filistin’in parçası olarak görmektedir. Dolayısıyla Amerika’nın elçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşımak için harekete geçmesi Filistin nazarında yok hükmündedir.

İki devletli çözüme değindiniz. Bu meselede AB ülkeleri nerede duruyor?

AB ülkeleri iki devletli çözümü destekliyor. Târihte de AB ülkeleri süreci yakından takip ediyordu. Trump birçok konuda AB ülkeleri ile farklı görüşlere sahipti. NATO, ABD-AB ticareti, Ortadoğu’nun düzeni vb. Bu durum çeşitli gerilimler ortaya çıkardı. Şimdi de Trump AB ülkelerinin Filistin meselesindeki etkisini sıfıra indirme çabasındadır. Trump’ın açıklamasında bir cümle var. İki devlet çözümünü taraflar kabul ederse desteklerim dedi. Hâlbuki Netanyahu iki devlet değil Yahudi bir devlet istiyor. Netenyahu çözümü tercih etmiyor. Trump’ın içinde bulunduğu zor duruma işaret etmiştim. Netenyahu da zor durumda. Yolsuzluklarla suçlanan Netanyahu ve ailesi aynı şekilde zor durumda olan Trump ve ailesi için Kudüs meselesi bir “kurtuluş yolu” olarak görünüyor olmalı.

Gelelim bize… Türkiye’nin duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda en güçlü açıklamalar Erdoğan liderliğindeki Türkiye’den geldi. Hatta denilebilir ki Erdoğan, Arap devletlerinden daha da ötesinde Mahmut Abbas’tan bile güçlü bir tepki ortaya koydu. Aynı zamanda somut bir adım atarak İslam İşbirliği Teşkilatı’nı olağanüstü gündem ile İstanbul’da toplantıya çağırdı. TBMM Genel Kurulunda, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma planına karşı siyasi parti gruplarının hazırladığı ortak bir bildiri okundu. 81 ilde gösteriler gerçekleştirildi. Türkiye devleti ve milletiyle Filistin’e çok güçlü bir destek verdi. Türkiye’nin bu iradesi çok önemlidir.

Bundan sonrasını düşünürsek… Filistin nasıl bir hazırlık içerisinde?

Filistin halkı bu adımın karşısında susmayacaktır. Filistinli hareketler bugün (8 Aralık’ta) harekete  geçecek. Cuma’dan sonra Filistin halkı İsrail işgal güçlerine karşı yeni bir İntifada başlatacak. Bu adımın bölgede ne tür gelişmelere sebep olacağını kestirmek çok güç… Mısır’da farklı bir durum var. Ama ben Ürdün ve Lübnan halklarından çok ciddi tepkiler bekliyorum. Ayrıca ABD’nin bu adımına karşılık olarak bölgede mücadele eden güçlerin direniş taktiklerini değiştirmesi kuvvetle muhtemeldir.

 

  • Mahmoud Al-Rantisi, Al-Jazeera Center for Studies tarafından yayımlanan “Filistin Meselesine ve Arap Baharı Ülkelerine Yönelik Katar Dış Politikası” başlıklı bir kitabın ve Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerine SETA tarafından yayımlanan iki analizin yazarı. Al-Rantisi doktora çalışmalarına Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde devam ediyor. “Rou’ya Türkiye” dergisinin editör yardımcılığını yürütüyor.

Söyleşi: Hasan Hüseyin Çağıran

Bir Cevap Yaz