Hüsamettin Arslan: Yayınevleri de Bir Skala ve Hiyerarşi Üzerinde Dururlar 18

Hüsamettin Arslan: Yayınevleri de Bir Skala ve Hiyerarşi Üzerinde Dururlar

 

Kaşgar dergisinin 2002’de yayımlanan otuzuncu sayısında (Kasım-Aralık) Hüsamettin Arslan’ın yayın dünyası ve daha özelde Paradigma Yayınları üzerine önemli bir değerlendirmesi yer alıyor. “Bir Yayınevi Bir Editör” başlığı altında yer alan yazının yayıncılığın genel bir tahlilini içeren ilk bölümünü dikkatinize sunuyoruz.


Kitaplar, okumayı yaşama tarzına dönüştüren bibliomanyaklar içindir. Kitabı ve okumayı “mani” haline getiren kişidir biliomanyak. O, bir yazarlar, kitaplar ve yayınevleri dünyası ve ağı içinde yaşar. Hayatı, deyim yerindeyse, yazar, yayınevi kitap ve fikirlerle, icrasının dozu arttıkça tadı da artan sonu gelmez bir danstır. O, yalnızca kitapların içeriklerini izlemekle yetinen kişi değildir; tıpkı iyi film izleyicilerinin hangi filmi seyredeceklerine yönetmenini kriter olarak kullanarak karar vermeleri gibi, biliomanyak da hangi kitabı okuyacağına kitapların adlarına göre değil, o kitapları yayınlayan yayınevine ve kaleme alan yazara göre karar verir. Yayınevi ve yazarı, kitabın içeriği kadar önemlidir.

Bu anlamda iyi okuyucunun kafasında, bir yayınevleri ve yazarlar hiyerarşisi vardır. Nasıl piyasada sürülmüş bütün mamüller iyi değilse, yayınlanmış bütün kitaplarda da iyi ve kaliteli kitaplar değildir. Ve elbette her kitap okunmaya değer değildir ve elbette her kitap yayınlayan yayınevi iyi yayınevi olamaz. Kitapları kutsallaştıran sayısız övgüye rağmen, okunacak, sahiden okunmaya değer kitapların sayısı, okunmaya değmez kitaplardan çok daha azdır. Tıpkı kitaplar gibi, yayınevleri de, en “pop” düzeyde yayıneviyle en teknik ve en soyut düzeydeki kitaplar ve yazarlar arasındaki bir skala ve hiyerarşi üzerinde dururlar.

Okunan kitabı yayınlayan yayınevi, yazar ve kitap bu anlamda bir prestij ve statü göstergesidir. Bu entelektüel hiyerarşinin de tıpkı toplumsal hiyerarşide olduğu gibi, bir burjuvazisi, bir orta sınıfı ve proleteryası vardır. Bu entelektüel sınıfsal yapıyı belirleyen temel teşkil edici faktör, soyluluk derecesidir. “Entelektüel burjuvazi” bu soyut fikirler dünyasını anlama, dünya ve toplum hakkında, soyut düşünme düzeyiyle hiyerarşinin zirvesinde yer alır, “entelektüel orta sınıf” entelektüel burjuvazinin fikirlerini tekrarlama ve “entelektüel proleteryaya” iletme misyonunu yerine getirmekle yükümlüdür. Ve yayın dünyası öyle şekillenmiştir ki, yayınevlerini, yazarları ve kitapları, bu entelektüel sınıf hiyerarşisinde istedikleri entelektüel sınıfın adıyla anmak mümkündür. Birinci sınıf yayınevleri, yüksek soyutlama düzeyi, bir başka söyleyişle yüksek düşünme düzeyine ulaşmış entelektüel burjuvaziye hitap eden yayınevleridir. İkinci sınıf yayınevleri, entelektüel orta sınıfa, üçüncü sınıf yayınevleri de entelektüel proleteryaya hitabederler. Entelektüel proleterya, istisnaları hariç, “best seller” türünden kitapların, “best seller” konuların tüketicilerinden oluşur. Bu tür yayınevleri “pop” yayınevleridir ve biricik amaçları daha çok kişiye satmak ve daha çok para kazanmaktır. Başka hiyerarşik yapılarda olduğu gibi, bu entelektüel hiyerarşi de, kimi durumlarda entelektüel orta sınıf, kimi durumlarda da entelektüel proleterya, okuyucu popülasyonun en kalabalık resmidir.

Ve elbette bu entelektüel hiyerarşide yazarlar da yerlerini alırlar. Hiyerarşinin zirvesinde “yaratıcılar” dururlar; ikinci sınıf yazarlar çanak yalayıcılardır; yaratıcıların fikirlerini tekrarlarlar. Entelektüel proleteryanın yazarı, kelimenin gerçek anlamıyla “pop” yazardır. O “pop”a hitabeden, pop’un anlayabileceği metinler yazdığı için, ancak bu tarzda metinler yazabildiği için poptur. Pop yazar, yazarlar hiyerarşisinin en altında sürünmekle yükümlüdür.

İktibas: H.H.Ç.

Bir Cevap Yaz