Takvim Yırtıkları’na Dört Bakış 17

Takvim Yırtıkları’na Dört Bakış

 

Hüseyin Su’nun 1980-1993 arasında tuttuğu günlüklerin toplamı olan Takvim Yırtıkları, Ekim 2017’de üç cilt olarak Şule Yayınları etiketiyle okura ulaştı. Gerek Hüseyin Su’nun birikimini, tanıklığını görme imkanı sunması gerekse bir döneme ışık tutması bakımından ilgiyle karşılanan Takvim Yırtıkları üzerine kaleme alınan dört yazının öne çıkan bölümlerini dikkatinize sunuyoruz.


HATİCE EBRAR AKBULUT | DÜNYA BİZİM | 22 ARALIK 2017

Günlük Yazmak

Dilinin yapısını, doğasını ve ritmini korumak maksadıyla günlük ve mektup gibi türlerde yazmaktan kaçınan yazarlar da vardır. Benimsedikleri dili yitirme endişesi, onları bu türlerden uzak tutar. Hüseyin Su ise günlük yazmak için bile günlük okuduğunu söyler. Sürekli günlük okuyarak günlük yazmanın havasına girer, böylece günlük yazımındaki edebî dili yakalar.

Yazmak, Yürümek

Günlükler, bir yaşamı baştan sona okuma fikrinden ziyade yazarın, hayatında ve kişiliğinde öne çıkarmak ve asıl anlatmak istediklerinin toplamı olarak görülmelidir. Üç ciltlik günlüğün son sayfasında yer alan 26 Aralık 1993 tarihli günlük, Takvim Yırtıkları’nın bir değerlendirmesi ya da önsözü olarak okunabilir. Burada Hüseyin Su günlük anlayışını açıklar: “Günlükler benim için kişisel bir iç dökme değil, daha çok düşünme ve yazma imkânı sağlıyor. (…) Hem takvime bağlı yazmak hem de genel olarak yazmak, yürümek gibi bir şey.” (TY III, s. 396-397)

Pakdil’e Bakış

Takvim Yırtıkları’ndaysa Pakdil, tüm sorgulamalara ve eleştirilere açıktır. Örneğin, “Bir arkadaş olarak Pakdil, ne kadar vefalıdır”, “Ulu Önder’in izini ne kadar takip etmektedir”, “Söyledikleriyle yaşantısı uyum içerisinde midir”, “Öfkesi kimedir ve bunda haklı mıdır” gibi birçok soru sorulabilir. Bu sorular, herhangi bir olumsuzlama amaçlamamaktadır. Salt anlama çabasıyla sorulan sorulardır.

Edebiyat ilgilisi bir genç olarak Hüseyin Su, sahici bir yazarın hayatına, dostluğuna, kitap ve yazı ile olan ilişkisine yakinen tanıktır. Onun rahlesinden, talim ve terbiyesinden geçer. Edebiyat dergisi yayın hayatına son vermesine rağmen bu dergiye olan aidiyet ve bağlılığını sürdürür. Birtakım sorgulamalar, başka bir dergiyi yayın hayatına geçirme veya başka bir dergide yazma gibi konular konuşulsa da Edebiyat dergisiyle olan bağlar korunur.

Okumak

Hüseyin Su, okuma oburluğu, kötü okurluk ve verimli okuma konusunda uyanık olmak gerektiği görüşündedir. Okuma oburluğu, zaman ve maddiyat açısından külfetten başka bir şey getirmez. Kötü okurluk, zamanını kötü bir kitaba gönüllü olarak vermektir. İşin en kötü yanıysa kişinin bunun farkında olmamasıdır. Verimli okumaysa bir hücre yenilenmesi gibidir. İyi kitaplar okuyan bir okur, bir nevi kendi kendisinin bahçıvanıdır. Bahçıvan, daha çok ürün almak ve düzgün bir biçim vermek için bitkiyi budama makasıyla keser ve kırpar. Böylece bitki, yeniden filizlenir ve daha güzel bir surete bürünür. Verimli okumanın okurdaki aksi de bu şekildedir. Bu tarz bir okuma, insanı tazeler, yeniler ve inceltir. Hüseyin Su, okumanın çeşitli evrelerinden geçerek iyi bir okumanın, çok kitap okumaya tercih edileceğini söyler. Kötü bir kitap karşısında öfkeli bir okur olmaktan kendini alamaz. Bu nedenle kötü kitaplar için “balya küspe” tabirini kullanır.

[yazının tamamını okumak için tıklayın]

*

SALİH TUNA | SABAH | 20 ŞUBAT 2018

Klas Duruş

Değerli öykücümüz Hüseyin Su (İbrahim Çelik abimiz) “Takvim Yırtıkları”nda Nuri Pakdil ustamızla yaşanmışlıklarını öyle anlatıyor ki onunla birlikte o yıllara gidiyorsunuz.

Ankara’nın sokaklarını arşınlıyor, o kitapları okuyor, o filmleri izliyor, Nuri Pakdil’in kurduğu o sofralara oturuyor (e tabii maydanoz, roka, marul falandan ibaret o sofralardan aç kalkıyorsunuz) kimi zaman da Nuri Pakdil’i günlerce arıyor, bir köşeden çıkıp geldiğine tanık olunca da havalara uçuyorsunuz.

Hepsinden öte…

Sömürüye, sömürgecilere, mülkiyetçiliğe, kara siyasaya karşı klas duruşa, biteviye direnişe tanık oluyorsunuz.

[yazının tamamını okumak için tıklayın]

*

ÖMER LEKESİZ | YENİ ŞAFAK | 15 NİSAN 2015

İstikrar ve Süreklilik

Hüseyin Su, yazıda istikrar ve süreklilik konusunda örnek gösterebileceğim yaşayan birkaç yazarımızdan biridir. Bunun böyle olduğunu yakîn olarak bilmeme rağmen, şimdilik on dört yılın gün-dökümlerinden oluşan metnin büyük hacminde ispatlanan söz konusu istikrar ve süreklilik karşısında, deyim yerindeyse parmağımı ısırdım.

Dolayısıyla Hüseyin Su’nun günlükleri, çoğu yazarın pijamalı anlar kaydına, üçüncü kişilerce o günleri kaydeden yazarın hayatına ilişkin çokça merak edilen mahremiyetlerin ifşasına asla denk düşmüyor.

Bir Kavram ile Takvim Yırtıkları

Hüseyin Su’nun sınır, hassasiyet, emanet ve ilke terimleriyle sabitlediği bu çerçeve, beni Miguel de Unamuno’unun Günlükler’inde yer alan şu sözüne götürdü: “Hakikati aramak gerekir, şeylerin nedenini değil. Hakikat ise tevazu ile aranır.”

Hüseyin Su’nun üç ciltlik Takvim Yırtıkları’nı tek bir terimle özetlemek istediğimde, Unamuno’dan imdadıma yetişen işte bu kavramdır: Tevazu!

Bir takvimden yırtılan yaprakların yere düşme ritmiyle eşleşen bu eylem, Takvim Yırtıkları’nın dikkatlice, özenle, sevgiyle okunmasını bence tek başına zorunlu kılmaya yeter.

[yazının tamamını okumak için tıklayın]

*

NECDET SUBAŞI | SANAT ÂLEMİ | 22 NİSAN 2018

Ahlakî Duruş, Derinlik ve İnsaniyet: Hüseyin Su

Hüseyin Su, bir müstear isim, sahibi yabancısı olduğumuz biri değil. İbrahim Çelik benim yıllardır derin bir saygıyla takip ettiğim, ülkemizin önde gelen yazarlarından biri. Bana en çok ahlakî duruşu, derinliği ve insaniyeti yakın gelir.

Bir Eylem: Yazmak

Birkaç ay oluyor, İbrahim Çelik’i bir konuşmasında dinlemiştim. Dinleyiciler arasında birkaç arkadaş birlikte hazır olmuştuk.

Yazmayı bir eylem olarak görüyordu, eylem her neyse, nasıl bir şeyse onun bir fıkhi çerçevesi olduğuna işaret ediyor, insanın cümle yapıp ettiklerinden olduğu gibi yazıp çizmelerinden de sorumlu olduğunu söylüyordu.

Toparlanmak İçin

İnsan onu dinlediğinde ya da yazdıklarını okuduğunda hoş bir imrenme duygusuyla kendi üzerine düşünme çabasını asla ve asla ertelememesi gerektiğini kavrıyor. Edebiyat çevrelerinde birbirlerinin açıklarından nemalanarak yaşayanların eğer bir şekilde toparlanma dertleri varsa tezvirat ve dedikodudan ibaret iş ve güçlerini derhal bırakıp Hüseyin Su’nun Takvim Yırtıkları’nı okuması gerekiyor.

Bir Edebiyat İlmihali: Takvim Yırtıkları

Ben bu kitabı dikkatle okurken acaba başka bir başlık vermek gerekseydi o ne olurdu diye düşünmedim değil. Koydum da ismini, bu olsa olsa bir edebiyat ilmihali olabilirdi. İçinde akaid vardı, fıkıh vardı, ahlak her tarafına sinmiş, sirayet etmiş öylece mütemmim bir kitap olmuştu.

Seksenlere Bakış

Seksenlerin dünyasında din ve dinî düşüncenin Edebiyat dergisi etrafında toplanan yazarlar nezdinde nasıl bir dil oluşturduğu, açığa çıkan duruşun nasıl bir kıymet kazandığı, Nuri Pakdil’in şahsında onu çevreleyerek gelişen bir dikkat ve bağlılığın ortaya nasıl bir verimlilik koyduğunu görmek isteyenler bu kitabın içinde kaybolmayı göze alarak okumak zorundalar.

[yazının tamamını okumak için tıklayın]

Derleyen: Câhid Eroğlu

Bir Cevap Yaz