Pakdil Konuşuyor: Yol Ayrımında Türkiye 37

Pakdil Konuşuyor: Yol Ayrımında Türkiye

 

Nuri Pakdil’in geçtiğimiz Pazar günü(13 Ağustos 2017) Star gazetesine verdiği röportaj, gerek Türk siyâsi târihi gerek Türk düşünce târihi açısında oldukça önemli konu başlıkları içeriyor.

1923 Şirk Süreci

Pakdil, Türkiye’de ilk olarak edebiyat ürünlerinin etkisiyle başlayan yabancılaşmanın 1923’te bir şirk sürecine ulaştığını, halkın inançları dışında, halkına karşı bir edebiyat anlayışının oluştuğunu dile getiriyor.

1923’te yabancılaştırma girişimleriyle, uygarlığımızdan koparıldık.” diyen Pakdil  “Halkımız Batı uygarlığı içine, Batı düşüncesi içine sokulmak istendi” tespitine binâen  batılılaşmayı amaç edinen Cumhuriyet yönetiminin  halkımızın uygarlık değerleriyle çeliştiğini ifade ediyor.

Türkiye ‘resmen’ bir uygarlık seçimiyle karşı karşıyadır.

Türkiye’nin bunalımı, bir uygarlık bunalımıdır. Uygarlık seçimini doğru yapamamış halklar bunalımlardan kurtulamazlar. Türkiye, bir uygarlık hesaplaşması içindedir. Türkiye ‘resmen’ bir uygarlık seçimiyle karşı karşıyadır. Yapmak zorundadır bu seçimi. Hâlâ Batı uygarlığında mı kalacağız, yoksa dönecek miyiz kendi uygarlığımıza, bizi biz yapan, kişiliğimizin kaynağı uygarlığımıza? Sorun, Batı’ya baka baka ağrıyan boynumuzu, kendi uygarlığımıza çevirebilecek miyiz, çeviremeyecek miyiz, sorunudur.

Halka Düşman Batıcı Aydın Tipi

Pakdil, Türkiye’de Batılılaşma adına uzun yıllardır yapılan girişimlerin, ‘Batıcı aydın’ tipini ortaya çıkardığını söylüyor.

‘Batıcı aydın’ tipi, yerli düşünceye yabancı, tarihini yadsımış, uygarlığından kopmuş, bağsız, boşlukta sallanan, hiçbir tutumu ile artık halkına benzemeyen biridir. Solcu aydın, kendi uygarlığımızdan kopuşumuzun, kendi uygarlığımıza yabancılaşmamızın, özgünlüğümüzü yitirişimizin sonucu yurdumuzda oluşan kültür emperyalizminin uzantısıdır.

Ülkemizde Batıcılığın buyruk kesildiği dönemlerden başlayarak bize kadar uzanan süreçte, her şeyde yabancılaşma deneylerini görüyoruz. Batı Emperyalizminin ya da Marksçı emperyalizmin savunucusu olan yazarlar, bu yabancılaşma denemelerinin uygulayıcıları oldular. Halk düşmanlığında yarıştılar.

Vatikan ve İngiltere

Pakdil, ilke olarak Müslümanların, Vatikan’ın ve İngiltere’nin attığı her adımı kuşkuyla karşılaşması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Her attıkları adımda Müslümanlara kurulmuş bir tuzak vardır -tarihimize bakın: bunun bir istisnasını göremezsiniz.”

Umut = Türkiye

Pakdil, ‘Umut’ kelimesi yerine ‘Türkiye” yazılsa yeridir diyor. “Çünkü Türkiye, yalnız kendi kendisi için değil, Ortadoğu ülkeleri için de var olmak zorundadır.”

Türkiye’nin, özellikle Ortadoğu için tartışılmaz önemde bir işlevi olduğunu söyleyen Pakdil, yeryüzünü kurtaracak hareketin ancak Türkiye’den başlayacağına inanıyor. Nuri Pakdil gençlere de umutla baktığını sözlerine ekliyor: “Bu bağlamda gençlerimize hep umutla bakıyorum ve önemsiyorum.”

Haber: Hasan Hüseyin Çağıran

Tagged with:

Bir Cevap Yaz