Onlar İçin Bin Yıl 26

Onlar İçin Bin Yıl

 

H ani “gazeteciler, aktivistler tutuklanıyor” yaygarası yapıyorlar ya…

Hepimizin malumudur ki bugünün şartlarında, ekseriyetle beşinci kol faaliyeti yürütenlerin “müdafaa”sıdır bu.

Kimi Amerika kimi Rusya kimi Almanya adına vakıf ve derneklerde, türlü basın organlarında çalışmalarını yürütür.

Gündemi belirleme güçleri vardır.

Bir medya desteği, siyasi lobi gücü yurt içinde ve dışında onların lehine hareket eder.

Kızılay’a bağdaş kurup oturan iki DHKP-C’li teröristten, kırmızı fularlı bir PKK’lıdan uluslararası direniş destanı çıkarıverirler.

*

Ahmet Şat’ın hapishane koşulları altında yazdığı eser. Kitap üzerine yazarıyla yapılmış söyleşiye ulaşmak için fotoğrafa tıklayın.

Bir de Türkiye’nin öksüz ve yetimleri vardır.

Zaman geçer, iktidarlar değişir, hatta darbeciler yargılanır serbest kalır da sıra onlara gelmez.

Ahmet Şat, Şevket Baytap, A. Selam Durmaz, Mahmut Uyan gibi niceleri çeyrek asra yakın bir süredir cezaevindeler.

28 Şubat onlar için “bin yıl” süreceğe benziyor.

*

Hani İslamcıların mağduriyet söylemlerine yaslandıkları, mazeretçi bir dil ile meselelere yaklaştıkları yönünde eleştiriler yapılır ya… Varın düşünün bu eleştirilerdeki haklılık payını.

28 Şubat mağdurları PKK, DHKP-C, FETÖ ve hatta DEAŞ gibi terör örgütleri adına kanlı eylemler yapsalardı muhtemelen kendilerinin tahliyesi için çoktan harekete geçilmiş olurdu. “Bunlar mecbur bırakıldıkları yöntem” denilir ve akıllara zarar yorumlarla masumiyetleri “ispatlanırdı”.

28 Şubat mağdurları öldürmediler, çalmadılar, çırpmadılar. Darbe yapmadılar. Ülkenin imkanlarını şahsi menfaatleri için kullanmadılar.

Türkiye’de “devlete rağmen devletçilik” yapan köksüz azınlığa, kullanışlı bir İslam yorumundan beri olduklarını göstererek yaşadılar. Suçları budur.

Türkiye’de “halka rağmen” hareket eden birtakım odakların hala zinde olduğunun en net fotoğrafıdır doldurdukları çile.

Durup düşünelim:

Bu anlamda onlara yapılan cümlemize bir “ibret alın” ihtarı mıdır?

2018 Türkiye’sinde bizden, olanları unutmamız mı beklenmektedir?

Yoksa hala anlamamız ve ona göre davranmamız istenen şeyler mi vardır?

Hasan Hüseyin Çağıran

27 Aralık 1992’de, İzmir’de doğdu. İlk ve ortaokul eğitimini (Doğanhisar) Cumhuriyet İlkokulu’nda, lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı 2018’de yayımlandı.

Bir Cevap Yaz