HAZIRKITA’nın Bir Yılı 10

HAZIRKITA’nın Bir Yılı

 

HAZIRKITA, 18 Ağustos 2017 Cuma günü yayına başladı. Dile kolay, bir yılı geride bırakıyor. Eskiden bir yayın faaliyeti için bir yıl gibi bir süreyi küçümseyebilirdim. Hele ki internet yayınıysa söz konusu olan…

HAZIRKITA bana, çok küçük ölçekte de olsa, her şeyden evvel yayıncılığın sorunlarını görme imkânı verdi. Dikkate değer bir yayın çizgisi oluşturabilme çabasının neleri gerektirdiğini, ne tür zorluklara gebe olduğunu anlayabilme fırsatı sundu.

HAZIRKITA’yı bir derginin, daha ileride bir yayınevinin çekirdeği olarak düşündüm. Bu yönde umut vadeden her düşünceyi, imkânı –belki de haddimi aşarak– değerlendirmeye çalıştım.

Yola çıkarken sitede yazmasını istediğim isimlerin kapısını tek tek çaldım. Bu isimlerin bir kısmı çalışmalarına kıymet verdiğim, görünürde olma yönünde özel gayret göstermekten imtinâ eden ama düşünmek, yazmak noktasında ısrarcı olacağına inandığım isimlerdi. Bir kısmı ise henüz yazarak söz almamış fakat ileride çok güzel eserler verebileceklerine inandığım isimlerdi. Bu süreçte imkânlarından, şöhretinden, abiliğinden, örgütleme ve pazarlama gücünden medet umabileceğim isimlere ricayla minnetle musallat olmadım. Röportaj yaparken dahi sessizce ve hünerle işine odaklandığına inandığım isimleri tercih ettim.

Yola çıkarken hiç kimse siteye “içerik üretme” konusunda bir taahhüt vermiş değildi. Haliyle bu konudaki bütün sorumluluğu üstlendim. Eser verme konusunda iyi niyet beyan eden isimler kendi istedikleri aralıklarla HAZIRKITA’nın yürüyüşünü bereketlendirdiler.

Peki, HAZIRKITA’nın bir karşılığı oldu mu? Olduğunu düşünüyorum. Sesinin nerelere ulaşması gerekiyorsa oralara ulaştığı kanaatindeyim. Yayınları sosyal medyada görünür olmasa da, herhangi bir çevre tarafından zincirleme takdim, takdir beyanlarına konu olmasa da bu mümkün olabildi. Bugünden bakınca söz konusu durumu bir imkân kabul ediyorum. Fason okurların istilası bütün iyi niyet ve gayretleri bir kendini avutma ameliyesine çevirebilir. Her şeyden evvel “ilgi görme”nin kendisi ifsat edici bir unsur olarak işini yapanları baskısı altına alır. Bu anlamda HAZIRKITA’nın ilgi görmediği açık.

HAZIRKITA’nın bir geleceği var mı? Bu en başta benim bir geleceğimin olup olmamasıyla yakından ilişkili. Çünkü HAZIRKITA’yı bir tavır bildim ve yurt belledim. Nazarımda hem iş yapmayı hem de yapabileceklerini bilkuvve şamil bir bekleme biçimini ifade ediyor HAZIRKITA.

Geleceğini evvela kendi geleceğimle irtibatlandırmamı enâniyet olarak okuyanlar haksızlık eder. Gerekli gayret gösterilerek ekseni, sınırları belirlenmeyen ve birtakım imkânları içermeyen her davet istikrar içeren icabetlerden mahrum kalmaya mahkûmdur. Bu, tecrübeyle sabit… Benim ısrarım “tohum”un tutması, yitip gitmemesi yönünde bir dikkati içeriyor.

HAZIRKITA’nın olgunlaşması, serpilmesi ve gerçek anlamda meyveye durması elbette beni aşan bir boyuta sahip. O “boyut”un imkânlarını düşünebilmek, birlikte öğrenebilmek ve yürüyüşümüzü güzelleştirebilmek için yola devam edeceğiz.

Hasan Hüseyin Çağıran

27 Aralık 1992’de, İzmir’de doğdu. İlk ve ortaokul eğitimini (Doğanhisar) Cumhuriyet İlkokulu’nda, lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı 2018’de yayımlandı.

Bir Cevap Yaz