Filistin’deki “Büyük Dönüş Yürüyüşü”nün Amaçları 22

Filistin’deki “Büyük Dönüş Yürüyüşü”nün Amaçları

 

Filistinliler 1976’dan bu yana her 30 Mart’ı Toprak Günü olarak anmaktadır. Ancak bu sene özellikle bölgesel şartların değişmesi ve Trump’ın Kudüs kararıyla birlikte söz konusu etkinliğe daha özel bir önem atfedildi.

30 Mart Toprak Günü’nün kaynağı 1976’ya dayanıyor. İşgal güçleri 1976’da Filistin’in kuzeyinde Filistinlilere ait 21 bin dönüm araziye el koydu ve bu topraklar Yahudi yerleşimcilere verildi. Bunun üzerine Filistin halkı genel greve gitti ve gösteriler düzenledi. İsrail askeri gösterilere katılan Filistinlilere ateş açarak 6 kişiyi şehit etti.

Aslında meselenin kökenini, daha eskiye, Mayıs 1948’de silahsız sivil Filistinlilerin (750-950 bin) kendi köy ve şehirlerinden zorla göç ettirilmesine dayandırabiliriz. Bu zorunlu göç ettirme sürecinde İsrail çeteleri İngiliz yardımıyla ağır katliamlar gerçekleştirmişti. Aynı yıl içerisinde İsrail, Filistin topraklarının yüzde 87’sini işgal etti.

Şu anda Filistinlilerin nüfusu yaklaşık 12,8 milyon. Nüfusun yarısı Filistin’de ve diğer yarısı diasporada yaşıyor. Bu 12,8 milyonun yüzde 66,8’i yani 8,5 milyonu mültecidir. Filistin içinde (Gazze, Batı Şeria) yaşayan mültecilerin sayısı 2 milyondan fazladır.

İsrail, Trump ABD cumhurbaşkanı olmadan önce –Filistin için hayati öneme sahip olan– Filistin devletinin ve Kudüs’ün konumu, dönüş hakkı gibi ana konuları unutturmaya yönelik bir politika izliyordu. Trump’ın gelmesiyle birlikte de bu unutturma politikasının meyvelerini toplamak niyetindeydi. Özellikle “Asrın Anlaşması” planıyla Filistinlilerin hafızasının ve iradesinin öleceğini bekliyordu.

Filistinliler ise ABD, İsrail ve bazı Arap ülkelerin kabul ettiği bu plana karşı Toprak Günü’nün 42. yıldönümü vesilesiyle haklarını unutmadıklarını ve unutmayacaklarını dile getirdiler. Nitekim on binlerce insan, dedeleri ve babalarının köylerinin en yakın –40 kilometrelik– sınır hattına kadar giderek orada Filistin bayraklarıyla sivil bir gösteri yaptılar ve Filistin’in sadece Gazze ve Batı Şeria şehirlerinden değil aynı zamanda Yafa, Hayfa, Akka, Askalan, Remla, Safad ve Bir Seb’a’nın da Filistin’in topraklarına dahil olduğunu; Filistinli kimliğini hiçbir şeyin değiştirmeyeceğini ifade ettiler. Mesela dedem 1948 yılında Kudüs’ten 60 kilometre uzaktaki –Akdeniz sahilinde– Yebna isimli beldeden tehcir ettirildiğini, Gazze’ye (100 km) nasıl yürüdüğünü bana anlatmıştı.

Filistin Halkı Topraklarını Unutmadı

Dönüş meselesi İsrail hükümetini çok korkutmaktadır. Çünkü işgal güçlerine, Filistin topraklarında kurulduğunu hatırlatıyor ve bu durum onun gayrı meşru varlığını tehdit ediyor. Bunun içindir ki İsrail keskin nişancılarını sınır hattına dağıtarak gösterilerin ilk gününde 16 kişiyi şehit etti. (Gösteriden birkaç gün önce de insanları sınıra taşıyacak otobüs şoförlerinin tehdit edildiğini gösteren ses kayıtları basına sızdırılmıştı.)

Maalesef, İsrail zulmü karşısında sessiz kalan sadece uluslararası toplum değil. Aynı zamanda Arap ülkelerin bazıları da bu sürecin ana parçasıdır. Filistin halkının bu durumun farkında olduğunu söyleyebiliriz. Sadece, Mescidi Aksa’da hangi liderlerin resminin ve hangi ülkelerin bayrağının dalgalandırıldığına bakarak bunu anlayabiliriz. Unutulmamalıdır ki bilgi ve bilinç mücadelenin en önemli boyutudur ve İsrail yıllardır bu bilinci öldürmek için çok çalışmaktadır. Bazı yerlerde bunu başarabildi ancak Filistin halkına yönelik olarak yaptıkları başarısızlıkla sonuçlandı.

Toprak Günü’nden başlayan gösteriler 15 Mayıs’a kadar devam edecek. Barındırdığı risk ve tehditlere rağmen gösterilerin durdurulmayacağını öngörebiliriz. Çünkü Filistin halkı topraklarını unutmadı. Bütün hainlere ve suskunlara rağmen mücadelesine devam edecek ve aleyhine yapılan planları bugüne kadar nasıl bozduysa yenilerini de aynı şekilde bozacaktır.

Mahmoud AL-Rantisi

Mahmoud Al-Rantisi, Al-Jazeera Center for Studies tarafından yayımlanan “Filistin Meselesine ve Arap Baharı Ülkelerine Yönelik Katar Dış Politikası” başlıklı bir kitabın ve Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerine SETA tarafından yayımlanan iki analizin yazarı. Al-Rantisi doktora çalışmalarına Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde devam ediyor. “Rou’ya Türkiye” dergisinin editör yardımcılığını yürütüyor.

Bir Cevap Yaz