Devre Dışı Bürokrasi Türkiye’nin Hayrına 28

Devre Dışı Bürokrasi Türkiye’nin Hayrına

 

Son bir yıl içerisinde farklı kalemlerden “monşerleri özledik” mealinde yazılar okuduk. Türkiye Cumhuriyeti’nin Batı’nın değer yargıları ve ittifakları lehine şekillenmiş, daha da ötesinde gelenekselleşmiş politikalarının aktörleri olan “monşer”lerden bahsediyoruz. Güya “devlet terbiyesi” almış olmaları, dil bilmeleri, tecrübe sahibi olmaları ve daha birçok husus onlara olan ihtiyacımızı özellikle Türkiye’nin bu zor günlerinde daha açık şekilde ortaya çıkarıyormuş.

Kendileri eğitimlidirler, farklı kademelerde devlet görevlisi olarak hizmet etmişlerdir, diplomaside ihtiyaç duyulan müktesebata vakıftırlar vs.

Açık ve net, nazarımda Cumhuriyet’in dış politika hastalıklarının mücessem halidir söz konusu edilen “monşer” tipi. Hariciye’mizi kangrene çeviren alışkanlıkların esiridirler. Köksüzdürler.

Çoğu Londra’nın suyuna, Washington’ın toprağına –tabi Türkiye’de doğmuşlar ise– doğdukları topraklardan daha aşinadır.

Siyasi tarihimiz ve mevcuttaki gelişmeler göstermektedir ki sahip oldukları formasyon Türkiye aleyhine gönüllü ajanlığa götürmektedir kendilerini.

Bürokratlarımız da –yine siyasi tarihimiz göstermektedir ki– bu “monşer” tipine göbekten bağlıdır.

Diplomatlarımıza benzer şekilde, bürokratlarımızın kahir ekseriyeti de Cumhuriyet’in iç politika hastalıklarının mücessem halidir.

*

Bu mesele aklıma durup dururken gelmedi.

Son günlerde Amerikalı üst düzey yetkililerin Türkiye’ye birbiri ardına ziyaretler gerçekleştirmesi üzerine yazılanlar dikkatimi çekiyor. (Bkz.: 1,2,3)

“Nasıl olur da Tillerson ile yapılan görüşmede Dışişleri bürokrasisi es geçilebilir”miş. Tercüman dahi alınmamış görüşmeye. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın’ın Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral McMaster ile yaptığı görüşmeyi de benzer tepkilerle karşılayanlar oldu.

Denilen o ki, eskiden bu görüşmelerin hepsi kayıt altına alınırmış, artık bu da rafa kalkmış.

Devletin kurumlarına babasının çiftliğine koyun alır gibi adam yerleştiren veya devşirenler, devlet kayıtlarını kendilerine sızdıranların kenarda bırakıldığını düşünüyor olmalı.

Bu yazıları kaleme alanların öfkesinden anlaşılan o ki devlet içindeki otonom yapılara haber taşıyan devşirme monşer ve bürokratlar eski güçlerini yitiriyor.

*

Adeta Türkiye aleyhine beşinci kol faaliyeti yürütürcesine hareket eden diplomat ve bürokratlar kritik görüşmelerde devre dışı bırakılıyorsa sorunu kendilerinde aramalılar.

Şahsiyet sahibi, toprağına aşina diplomat ve bürokratların temayüz edeceği zamana kadar, mevcuttaki kadroların devre dışı bırakılması, bugünün şartlarında, Türkiye’nin hayrınadır.

Hasan Hüseyin Çağıran

27 Aralık 1992’de, İzmir’de doğdu. İlk ve ortaokul eğitimini (Doğanhisar) Cumhuriyet İlkokulu’nda, lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı 2018’de yayımlandı.

Bir Cevap Yaz