Daha Fazla Başyazı
Zevkiselim

Zevkiselim

6 Eki, 2017
Bugünün İnsanı 3

Bugünün İnsanı

Franny ve Zooey’de, Lane’nin ağzından şu yorumları okuruz: “Bir yere varmak, farklı ve ayrıcalıklı bir şeyler yapmak, ilginç biri olmak isteyen herkesten bıktım usandım.” Lane bu durumu iğrenç bulduğunu söyler ve ilerleyen satırlarda usandığı bir başka şeyi daha dile getirir: “Tam bir hiçkimse olacak cesaretim olmamasından usandım. Kendimden de bir çeşit ses getirmek isteyen herkesten de usandım.”[1]

Bu satırları benim için önemli kılan, “farklı bir iş yapma”, “farklı olma” arzusunun genel sıradanlığın en temel parçası olduğunu düşünüyor olmam. İnsanlık tarihinde farklılığın bu denli öne çıkarıldığı, bu öne çıkarmanın da farklılıkları ontolojik bağlamda bu denli işlevsizleştirdiği başka bir dönem yaşanmış mıdır? Farklı bir üsluba, yeni bir içeriğe, en temelde görülmemiş bir dile ve hayata yönelik arzu hangi ihtiyacın sonucunda ortaya çıkıyor? Bu soruya, tedavüldeki farklılaşma hırsını makul gösterecek bir cevap verilebileceğini sanmıyorum.

“Hiçkimse olma”, yani sınırlarını ve sıradanlığını görebilmenin gerektirdiği açıyı gözeterek sözünü tartabilme cesareti, kanaatim o ki en çetin iş. Eğer bir “farklılık” arayacaksam onu, söz ile münasebetini, bu dikkatle kuran bir insanın sınırlarında aramayı daha doğru bulurum. Peki, ifşa çağında “hiçkimse olmanın” imkânı nedir? Bugün daima muhalif olmaya, özde olsun biçimde olsun aklımıza yatmayanı ifşa etmeye, kendimizi farklılıklarımız üzerinden tanımlamaya zorlanıyorsak neden?[2]  Bu, üzerinde durulması gereken bir soru.

Konuşmanın ve eylemenin değersizleştiği yerde; çekilmenin, susmanın, içe dönmenin dahi ilan edilmesi bugünün normali olarak görünürlük kazanıyor. İnsanlar, ilk ergenlik yıllarının sivilceli sorularına ve tepkiselliklerine hayati önem atfetmeye sevk ediliyor. Varlığın her bir zerresinden kendi durduğu yeri doğrulatacak cevapları alabilmek için şekillenen bir “aklını kullanma cesareti” önümüzde duruyor. Aklını kullanarak aptallaşan, muhalif olma pratikleri ortaya koyarak kendini iktidar yapılarının basit birer aparatı haline getiren, yeni olmaya çabaladıkça eskiyen, farklı olmaya azmettikçe sıradanlaşan bir insandan söz ediyorum. Bugün’ün insanından.


[1] J. D. Salinger, Franny ve Zooey, (YKY, İstanbul: 2012), s. 28.

[2] Haneke Haneke’yi Anlatıyor, (Everest, İstanbul: 2014), s. 186.

Hasan Hüseyin Çağıran

27 Aralık 1992’de, İzmir’de doğdu. İlk ve ortaokul eğitimini (Doğanhisar) Cumhuriyet İlkokulu’nda, lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. HAZIRKITA'nın genel yayın yönetmenliği görevini yürütüyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı 2018’de yayımlandı.

Bir Cevap Yaz