Daha Fazla Başyazı
Bugünü Olmayanlar 3

Bugünü Olmayanlar

“Ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele gücünü arttırmak ve mücadele stratejilerini güçlendirmek hedefiyle yeni yollar ve pratik yöntemler bulmayı amaçlayan” Birleşmiş Milletler (BM) İklim Hareketi Zirvesi 23 Eylül 2019’da Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) New York kentinde toplandı. Toplantının gündem teşkil eden başlıklarını Zirve’nin açılışında söz alan “İsveçli iklim aktivisti” 16 yaşındaki Greta Thunberg’in yaptığı konuşma oluşturdu.

Greta’nın adını kamuoyu geçmiş zaman içerisinde “iklim adaleti için” yaptığı cuma günleri okula gitmeme kararıyla ve Stockholm’de bulunan İsveç parlamento binası önünde, “hükümetin iklim krizi için aldığı yetersiz eylem planlarına” karşı yaptığı oturma eylemiyle de duymuştu.

Greta, New York’taki Zirve’de şunları dile getirdi: “Benim burada olmamam gerek, okyanusun ötesinde okulda olmalıydım. Ama siz umudunuzu gençlere bağladınız. Sizler ne cesaretle bizden umut bekliyorsunuz? Boş sözlerinizle çocukluğumu ve hayallerimi çaldınız. Buna rağmen ben şanslı olanlardanım. İnsanlar acı çekiyor, insanlar ölüyor, ekosistemimiz çöküyor. Yok oluşumuzun başındayız. Sizse sadece paradan konuşuyorsunuz ve ekonomik büyüme gibi peri masalları anlatıyorsunuz. Nasıl cüret edersiniz?”

Ayrıca bazı sorumlulara işaret etmiş Greta. “İklim bilimine aykırı davrandığı belirlenen” ülkeler arasında -12 farklı ülkeden 14 gençle birlikte- Fransa, Almanya, Brezilya, Arjantin’le birlikte Türkiye’nin de adını zikretmiş.

Greta, 2018’de gerçekleştirilen Zirve’de de söz almış ve “Fark yaratmak için hiç bir zaman küçük olmadığımızı öğrendim. Ve eğer bir kaç çocuk sadece okula gitmeyerek dünyanın dört bir yanında manşetlere çıkabiliyorsa gerçekten istersek birlikte neler yapabileceğimizi hayal edin.” cümlesini kurmuştu. 2018’deki konuşma metninde dikkat çekici bir cümle daha yer alıyor: “Buraya hoşunuza gitse de gitmese de değişimin geleceğini haber vermeye geldik.”

*

Thunberg bir illüzyon yaratıyor. “Kaçınılmaz değişimin failleri” adına sözde vicdani bir çağrı yapıyor. Bu çağrının ilk muhatapları görünürde siyasetin irili ufaklı aktörleri… Onlara harekete geçmiyorsanız şeytansınız, ihanetinizin farkına vardık ve gözümüz üstünüzde diyor. Burada yüksek sesli “hukuk talebi”nin müesses gayrimeşruluğun hissedarlarınca dillendirilebileceği gerçeğiyle karşılaştığımız kanaatini taşıyorum. Böyledir: “Garibanın” hukuk talebi işitilmez. Sesi çıkmaz. Çıksa kitlelere ulaşabileceği imkânlardan mahrumdur. O imkânlar kendisine sunulsa muhakkak ki kendisine sağlanan imkânlar nispetinde bir manipülasyona maruz bırakılır. Fakat sistemin mevcutta var olan problemlerinde payı olanlar için durum böyle değildir. Sesleri gür çıkar. Seslerini kitlelere ulaştıracak imkânlara sahiptirler. Hiçbir zaman birilerinin “dünyanın dört bir yanında manşetlere çıkabilmeleri” tesadüflerle açıklanamaz. Sesi gür çıkanların hukuk konusundaki hassasiyetleri kendilerini her zaman alacaklı görmelerindeki gerçekliğe tekabül eder. Bu tekabüliyet Aylan’ların ölümünde tecellî ediyor ve ölenlerin söz hakkı temsil kabiliyeti olmayanlara tevdî ediliyor.

Bu bağlamda Thunberg’in İsveç ana akım medyasında “bir aktivist olarak” şöhrete kavuştuktan sonra, İngiltere’deki Yeşil hareketin büyük “isyan” eyleminde, Aralık 2018’de BM İklim Değişikliği Zirvesi’nde, Ocak 2019’da Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda, Şubat’ta Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesinde, Nisan’da Avrupa Parlamentosu’nda, Mayıs’ta Avusturya’daki R20 Zirvesi’nde, Eylül’de ABD Kongresi’nde ve nihayet BM Genel Kurulu’nda konuşmalar yapabilmesi “çevre hassasiyetiyle” tertip edilen mitinglerde, organizasyonlarda boy gösterebilmesi, New York’taki Zirve’ye “hiçbir karbondioksit gazı salmayan” teknesiyle geçebilmesi ve isminin Nobel haberlerinde geçmesi bir şey ifade eder: “Geleceğin sahipleri” “bugünü olmayanlara” değişimi haber veriyor. Kimliği, dünü ve yarını “bugün”de buharlaştırılanların potansiyel varlık imkânına ipotek koyuluyor. Kendisini varlığın ekseninde konumlayan güçler, tali unsurları kendilerine yönelecek bir günah çıkartma düşüncesinden bile mahrum bırakıyor. “İnsan”a bakıştaki problemin bir tezahürü olarak çocukları mafyatik-pornografik-medyatik bir kuşatma içerisinde nesneleştiren akıl, siyasette bu nesneleştirmenin imkânlarından çok daha sofistike metodlarla yararlanıyor.

Hasan Hüseyin Çağıran

27 Aralık 1992’de, İzmir’de doğdu. İlk ve ortaokul eğitimini (Doğanhisar) Cumhuriyet İlkokulu’nda, lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. HAZIRKITA'nın genel yayın yönetmenliği görevini yürütüyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı 2018’de yayımlandı.

Bir Cevap Yaz