28 Şubat Amacına Ulaşmıştır 6

28 Şubat Amacına Ulaşmıştır

28 Şubat iki şekilde gündeme getiriliyor. İlk getirilme biçimi bugünkü şartların o günlere nazaran nasıl imkânlar içerdiği noktasında bir hatırlatma mahiyeti taşıyor. Bu bağlamda dünün Türkiye’sinde derdest edilen bir çevrenin bugünün Türkiye’sindeki konumuna işaret ediliyor. Bu hatırlatma, Türkiye’de dikkate değer hatta köklü yapısal değişimlerin gerçekleştiğini varsayıyor.

İkincisi ise dönemin Türkiye’sinde 28 Şubat’tan bir şekilde zarar görmeyerek varlığını sürdürebilmiş olanların buluştuğu ve “28 Şubat’ta bile” şeklinde başlayan kıyaslamalarla PKK, FETÖ vb. yapıların ihtiyaçları doğrusunda şekillenen bir mahiyet taşıyor.

*

28 Şubat’ın “siyasi anlamı”, sürecin hangi amaca matuf gerçekleştirildiği aradan geçen yirmi iki yıla rağmen farklı iddiaların konusu… Kimisi için 28 Şubat Türkiye’nin tarihinin, coğrafyasının, her ne kadar paramparça bir yapı arz etse de “kimliğinin” onu zorladığı yere gitmesinin imkânına yönelik olarak devreye sokulan bir süreci ifade ediyor. Hemen hemen bütün İslami yapıların zarar gördüğü bir süreçten kazanımlar elde ederek çıkan yapıların bugün ortaya çıkardıkları tablo bu noktada bir örnek olarak gösteriliyor. Bugün söyleminin eksenine “vatan”ı koyanların ve “iriticayla mücadeleyi” hala esas mesele olarak takdim edenlerin de lejyonerlik yaparak vazifelerini yerine getirdikleri bu bağlamda düşünülebiliyor. Kimisi içinse AK Parti’nin iktidara gelmesinin yolunu açan ve Türkiye’de yeni bir düzenin tesisine imkân veren, ihale adreslerini değiştiren bir süreç 28 Şubat süreci…

*

Alternatif okumalar değişik aktörlerin yüreğine su serpiyor olabilir. 28 Şubat’a ilişkin yapılan okumaların hiçbiri benim içimi ferahlatmaya yetmiyor. 28 Şubat süreci resmi tarih ve milli eğitim müfredatıyla zaten iğdiş edilmiş, elinde kalan son “akıl” kırıntıları Cumhuriyet’in ezberleriyle ufalanmış Müslümanların siyaseten içerdikleri potansiyeli devletin beklentileri doğrultusunda “dönüştürmüştür”. Dönüştürülme biçimleriyse süreç içerisinde farklılık göstermiştir. Kimileri eğitim için gittikleri Batı ülkelerinde, kimileri cebren hapishanelerde, kimileri de “elde ettiğine” inandığı kazanımlarla (makam, mevki, itibar) dönüştürülmüştür.

28 Şubat sürecinin aktörleri yerlerini tahayyül yetimizin üzerinde tahkim ettiler. Bugün, onları güçten düşürdüğüne inanılan yakın sayılabilecek geçmişteki bazı operasyonların adını anmak bile terör örgütü üyesi sayılmak için yeter sebep kabul edilebiliyor. 28 Şubat’ın mahkûmlarıysa sanki birer suçluymuş gibi sessiz sedasız birer ikişer içeriden çıkarılmaya çalışılıyor. Hala içeride çürümenin eşiğinde gün dolduranlar da var. 28 Şubat’tan karlı çıktığını sananlar bugün terör örgütü mensupları olarak kaçacak delik arıyorlar. 28 Şubat’tan gerçekten zarar görerek mücadeleye girişenlerin çok önemli bir bölümü değişik biçimlerde farklı işlere memur kılındılar.

Gündemini muhafaza edebilenler, kendi başlarına nefes almaya çalışıyor.

Hasan Hüseyin Çağıran

27 Aralık 1992’de, İzmir’de doğdu. İlk ve ortaokul eğitimini (Doğanhisar) Cumhuriyet İlkokulu’nda, lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. HAZIRKITA'nın genel yayın yönetmenliği görevini yürütüyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı 2018’de yayımlandı.

Bir Cevap Yaz